Hizbullah’ın kahramanlığı ve kapasitesi Siyonist rejimi korkutuyor

0
4

Çok az ciddi analist Hizbullah’ın 2006 yılında İsrail’i yenilgiye uğrattığından şüphe ediyor. New York Times bile İsrail’in başlattığı bu savaş hakkındaki analizinde bunu doğrulamak zorunda kalmıştı. Hizbullah’ın elinden aldığı bu yenilgi Tel Aviv için o denli yıkıcıydı ki geçtiğimiz 11 yıl boyunca onunla tekrar yüz yüze gelmekten geri durdu.

Zaakir Ahmed Mayet

Crescent.icit-digital.org

Çok az ciddi analist Hizbullah’ın 2006 yılında İsrail’i yenilgiye uğrattığından şüphe ediyor. New York Times bile İsrail’in başlattığı bu savaş hakkındaki analizinde bunu doğrulamak zorunda kalmıştı. Hizbullah’ın elinden aldığı bu yenilgi Tel Aviv için o denli yıkıcıydı ki geçtiğimiz 11 yıl boyunca onunla tekrar yüz yüze gelmekten geri durdu. Hizbullah 2006 yılındaki bu Siyonist saldırıdan önce de caydırıcı kuvvete sahipti. İsrail silahlı kuvvetlerinin operasyon birimi komutanı Tümgeneral Gadi Eizenkot Hizbullah’ın Fecr füzeleri merkezlerinin vurulması emrinin verildiğini duyduğunda “Her şeyi durdurmak zorundayız, bunun ne anlama geldiğini bilmiyorlar” demişti. Korktukları şey Hizbullah’ın misillemesi sonucunda kuzey cephesinin füze yağmuruna tutulmasıydı. 2006 ve 2015 arasında ise Hizbullah’ın elindeki karadan karaya füze ve roketlerinin sayısının 150.000’e vardığı söyleniyor.

Washington Enstitüsü 2015 yılının başlarında İsrail’in karadan karaya füze saldırıları karşısındaki zayıf karnını şu şekilde ifşa etmişti:

İsrail istihbaratının tahminlerine göre Hizbullah her gün yaklaşık 1000 roketlik bir ateş gücünü devamlı kılmaya çalışacak. Bu sayı 2006 yılında ortalama günlük 118 idi. Muhtemelen bundan daha önemli nokta ise Hizbullah’ın bugün havaalanları, askeri karargahlar ve ekonomik olarak önemli bölgeler gibi geniş stratejik hedefleri vurabilecek menzile ve nokta atışı kapasitesine sahip füzelere sahip olmasıdır. Bu ölçekte bir operasyonun İsrail’in füze savunma sistemini aşabilmesi muhtemel gözüküyor. Bu saldırı önceleri ağırlıklı olarak kuzeyi ve daha az oranda da İsrail merkezini vurabilecek gibi gözüküyordu fakat Hizbullah bugün güneydeki hedeflere de ulaşabilecek kapasitede.

Bu durum sadece savaşın dengesini değiştirmekle kalmadı ayrıca bunu dramatik bir şekilde Hizbullah lehine de döndürdü. İsrail için en büyük kaygı Hizbullah’ın SA-17 ve SA-22 karadan havaya ve ayrıca karadan denize P-800 Oniks Yakhont füzelerine sahip olma ihtimali. SA-17 ve SA-22 şimdilerde İsrail’i Hamas ve Hizbullah gibi devlet dışı aktörler karşısındaki askeri operasyonlarında öne geçiren hava üstünlüğü için en büyük tehdidi oluşturuyor.

Hizbullah’ın kamuoyuna verdiği mesajlar da artık İsrail karşısında savunmadan ziyade saldırıya dönük tehditler içeriyor. İsrail ordusunun istihbarat bölümünde hizmet etmiş olan İsrailli analist Nadav Pollak 2016 Ağustos’unda verdiği bir seminere “Hizbullah’ın Suriye’ye müdahalesi yoluyla geçirdiği dönüşüm” adını vermiş ve İsrail karşısındaki operasyonlarında saldırı kapasitesinin nasıl rol oynayacağının ayrıntılı bir dökümünü yapmıştı. O burada şöyle diyordu:

Bu türden bir saldırı kapasitesi pek çok Hizbullah savaşçısının temel paradigmasını değiştirebilir. Suriye’deki bu saldırı operasyonlarında önemli hedeflerine ulaşabilen bazı Hizbullah komutanları doğal olarak aynı yaklaşımı İsrail karşısında da kullanmayı düşünebilirler.

Bu vaziyet İsrail karşısında yeni bir seçenekler yelpazesi açıyor. 2006’da operasyon için Lübnan sınırını geçen taraf İsrail idi fakat bugün Hizbullah İsrail içinde operasyon yürütebilir. Bu durum Hizbullah’ın yürüttüğü psikolojik savaşta şimdilerde bir avantaj unsuru olarak öne çıkıyor. Bunun bir örneği el-Meyadin‘de yayınlanan ve YouTube’a konulan, 2019’da gerçekleşecek bir çatışmayı “Kati Savaş” adıyla canlandıran klip.

En son gelişme ise Hizbullah ve İslam Devrimi Muhafızlarının (IRGC) beklenmedik bir şekilde Golan sınırındaki varlık göstermesiydi. İsrail’in eski genel kurmay başkanı ve savunma bakanı Moshe Yaalon bile Washington Enstitüsü’ndeki dersinde buna değinmiş ve “Suriye sınırında tek bir Sünni cihadist saldırı kaydetmedik. Fakat bir düzine IRGC vekiline tanık olduk” demişti. Suriye’deki savaş boyunca İsrail, Golan sınırındaki isyancılara ve El Kaide bağlantılı gruplara tıbbi ve maddi yardım sağladı. Bu resim 2016 sonları ve 2017’de değişti. İslam Devrimi Muhafızları Ordusu, 10.000 ya da daha fazla askerden oluştuğu iddia edilen Golan Özgürlük Tugayı adlı yeni bir birimin kurulduğunu ilan etti. İsrail karşısında yeni bir cephenin açılması başbakan Benyamin Netanyahu’yu, ABD ve partneri Ürdün’ü bir tampon bölge kurmaya ikna etmek için çılgınca lobi faaliyeti yürütmeye sevk etti. Bu durum İsrail’in Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın varlığından ne denli korktuğunu gösteriyor.

Bundan dolayıdır ki İsrail kuzey cephesindeki tehdidin doğu cephesindeki giderek büyüyen tehditle birlikte kendisini etkili bir şekilde kuşattığını düşünüyor. İsrail’in müesses askeri nizamına göre 1973’teki Yom Kippur Savaşından bu yana en somut varoluşsal tehditle yüz yüzeler.

O dönemin ve şimdinin resimlerini birleştirdiğimizde Suriye operasyon sahasını etkili bir şekilde inceleyebilir ve hegemonyanın tehdit altında olduğu ve ciddi aksiyona ihtiyaç duyulduğu sonucunu elde edebiliriz. Bu analizin sonraki bölümünde bu nokta ele alınacak.

Hizbullah’ın nasıl zayıflatılacağı ve kapasitesini geliştirme yeteneğinin test edilmesi İsrail’deki ve Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki müttefiklerinin zihinlerini tırmalayan başlıca sorulardan biri olagelmiştir. Bunun doğal cevabı eğitim sahası ve silahlarının transit noktasını, yani Suriye’yi vurmak oldu. Bu bilgi, İsrailli yetkililerin Hizbullah’a Suriye kanalıyla İran’dan yollanan silah nakliyatını durdurmayı hedeflediklerini belirttikleri 2006 yılından beri biliniyor. Pollak da Washington Enstitüsü’ndeki dersinde Suriye’nin İsrail karşıtı Direniş’teki stratejik önemine özel vurguda bulunmuştu. Yazılı raporunda da şöyle demişti:

Hizbullah’ın Suriye rejimine bağlılığının derinliğini anlamak için Suriye’nin Hizbullah için ne denli önemli bir lojistik hayat kanalı olduğunu bilmek gerekir. Yıllar boyunca silahları hava ve kara yoluyla Suriye üzerinden aldı. Suriye’yi ana transit noktası olarak kullanan Kasım Süleymani önderliğindeki İslam Devrimi Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü, yıllar içinde Hizbullah’ın cephaneliğinin nitelik ve nicelik yönünden büyüdüğünden emin oldu.

Suriye rejiminin kendisi Hizbullah’ın askeri tedarikine bizzat katkıda bulundu, özellikle de Rusya’dan aldığı tanksavar füzeleri ve diğer roket ile füzelerde. Raporlar ayrıca Hizbullah’ın Suriye içinde eğitim kampları ve silahlarının depolanması için lojistik üsler de elde ettiğini gösteriyor. Suriye sadece silahlar için transit merkezi olmakla kalmadı, aynı işlevi Hizbullah savaşçıları için de gösterdi. Hizbullah’ın eğitim rotasının önemli bir kısmı yıllar boyunca Şam havaalanından İran’a gitmeyi içerdi.

Suriye ayrıca Kongre raporunda da geçtiği üzere Filistin direniş gruplarının silahlandırılıp eğitilmesinin kalbinde yer alması itibariyle de temel bir mesele oldu. Raporda şöyle deniyordu: “Eğer yaptırımlar Suriye ve İran’ı zayıflatırsa Hamas’a ve diğer vekil güçlere yardıma ayrılan kaynak ve çabaların, rejimin kendi varlığını sürdürmeye sarf edileceği düşünülebilir.” Şam ayrıca Hamas’a da ev sahipliği yapıyor ve Filistin’e çok yakın oluşu nedeniyle örgüte serbest hareket ve etkileşim fırsatı veren lokal bir kule olma imkanı da sağlıyordu.

www.medyasafak.net

Yorum Yap